Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Karanlıkta Doğan Düşünceler

Yaşamak bina yapmaya benzer. Hiç kimse yıllarını harcadığı, emek verdiği bir işi öylece bırakıp gidemez. Bu sadece fimlerde olur ve onlar gerçek değiller. Kimse yaşamından memnun değildir, herkes yarın değişicem, böyle yapıcam, bunları artık yapmıcam diye düşünür ama hiçbir zaman bunu uygulayamaz. 20 yıldır üzerine ekleyerek inşa ettiğin bir hayatı bir günde değiştiremezsin. Değişicem dersin ama birkaç gün sonra bakmışsın hala aynı kişisin. Hayatımızı değiştirecek o büyük anı beklemek yada elimize bir kitap alıp onun hayatımızı değiştireceğini düşünmek zaman kaybından başka birşey değildir. Belki zamanımızın boşa harcayabilecek kadar çok olduğunu düşünüyoruz ama zaman her zaman ileri gitmekte ve bunu tersine çevirme olasılığı yok. O yüzden beklemeyip harekete geçmeliyiz. Belki binanın yapısını değiştiremeyebiliriz ama duvarlarını boyaya biliriz. İç dekorasyona özen gösterebiliriz. Bunu yapabilmek için bir kitap okumamıza, yada ışık patlaması beklememize, ölümle burun buruna gelmemize g...

Küresel Isınma ( Bir Uyanış )

Küresel ısınmanın başımıza büyük dert açacağı belli. Pek çok kişinin fark etmediği şey ise bunun hemen öyle 2-3 yılda çözülebilecek bir sorun olmadığı. Etkileri yıllar boyunca sürecek bir durum bu ve yaptıklarımızın karşılığını alabileceğimizden tam emin değiliz bile. Her ne kadar tek bir birey olarak ne kadar dikkatli olsakta, boşa elektrik ve su harcamasak, toplu taşıma aracı kullansak, hatta güneş enerjisi kullanımını arttırsak bile boşa kürek çekiyor olucaz. Bu sorunu bireysel olarak çözmemiz mümkün değil. Sanayi ve endüstri kirletmeye devam ettikçe bu sorun çözülemeyecek. Sanayi olmadan yaşayamayacağımızı düşünürsek, bence sorunlarımızla yaşamayı öğrenmek hepimizin hayrına olucak. Neyse ki insanlar çevre konularında bilinçlenmeye başladılar. Amerikan başkanlarının bile artık çevre konusunda bilinçli olduklarını görmek gözlerimi yaşarttı benim. Eminim sizde etkileneceksiniz ..

Kazanmak bir Alışkanlıktır

Bir basketbolcunun kazanabileceği farklı şampiyonlukların sayısı azdır aslında. Michael Jordan 'ın bile sadece kolej, NBA ve olimpiyat şampiyonluğu var. Tabi bunun sebebi amerika da NBA in tek lig olması olabilir. Amerika dışını düşünürsek, örneğin avrupayı ; lig , lig kupası , eurolig gibi takım olarak kazanılabilecek kupalar var. Buna ek olarak avrupa şampiyonası, dünya Şampiyonası ve olimpiyatlar var. Tabi bunları Jordan ı küçültmek için yazmıyorum, zaten öyle birşey yapamam, kariyeri ortada. Bunları başka birinin gördüğü saygıyı arttırmak için yazıyorum. Manu Ginobili kazandığı şampiyonluklarla en az MJ kadar sayıgıyı hak ediyor. Şu ana kadar İtalya ligini, İtalya kupasını , Eurolig şampiyonluğunu , Olimpiyat şampiyonluğu ve Amerika şampiyonasını kazandı. Bunlara ek olarak NBA de de 3 şampiyonluğu var. Tek eksiği bir dünya şampiyonası kupası, aslında onu da hakemler elinden aldı biraz şüpheli bir biçimde. Yugoslavya-Arjantin dünya şampiyonas...

Geçen yılda geçen yılı yaşadınız mı?

“Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi? Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı? Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz? Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız? Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç? Ve siz onu hiç kokladınız mı? Yaz gecelerinde ne kadar çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı? Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız? Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz? Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl? Çimlere uzandığınız oldu mu? Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç? Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl? Kaç kez kuşlara yem attınız? Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı? Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz? Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı? Kaç kez mektup aldınız bu yıl? Eski bir dostunuzu aradınız mı bu yıl? Kimseyle barıştınız mı bu yıl? Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl? İyi bir yılın, bunlar gibi bir çok küçük şeylere bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl? Yeni yılda d...

Skins

ingiltere çıkışlı 2007'de başlayan bir gençlik dizisi. her bölümde karakterlerden birine odaklanıp, onun sorunları üzerine yoğunlaşır. ana karakterler: tony: dizinin en şerefsiz karakteri. bu arkadaşta tip, para, zeka gibi etmenler mevcuttur,okulda iyidir, ağzı laf yapar. diğer arkadaşlarının aileleri tony'yi örnek öğrenci olarak gösterirler. okuldaki çoğu kişinin uğruna can vereceği michelle ile beraberdir, ama yine de doyumsuzdur, her fırsatta michelle'i aldatmaya yönelir, arkadaşlarına yalan söyler, ortalığı karıştırmak için insanları manipule eder. eğlence için insanların kırılmasını önemsemez. cassie: dizideki çatlak karakter. bu kızın eating disorder dediğimiz ya yemek yememe, ya da yiyince abartma gibi bir hastalığı vardır ve bir klinikte kalmaktadır. çoğu cümlesine "vauv" diyip başlar, konuşurken sürekli gülümser, genelde konuyu uzatmadan lafa girer. ilk sezonda yavaş yavaş sid'e aşık olur ama sid'in ilgisizliği yüzünden duygusal travmalar yaşar. ...

Kiss from Rose

Bu başlık aklıma geleli biraz oluyor, aslında yazının içeriği Chicago Bulls 'un yeni gülü, Jordan 'dan sonra zorlanan takımı taşıyacak adam Derrick Rose hakkında olabilirdi ama değil. Benim bahsedeceğim gül , küllerinden doğan başka biri, Axl Rose . Küllerinden doğarken derken doğru söylüyorum sanırım. 90 'ların en popüler gruplarından Guns N Roses adam akıllı son albümü 93 yılında çıkartmış. Daha sonra grup içinde çıkan tartışmalar, kavgalar tam olarak neden olduğunu bilmediğim olaylardan dolayı efsane gitarist, karizma kıvırcık Slash , yanına ikinci gitarist Izzy Stradlin 'i de alarak gruptan ayrıldı. Belki de Axl Rose dağılın lenn dedi, hep Axl 'ın egosunun fazla olduğunu düşünmüşümdür zaten. Guns N Roses şarkılarını düşündüğüm zaman iki şey ön plana çıkar hep, Axl Rose 'un vokali ve Slash 'in gitarı. Hatta bazen şarkıları sırf gitarın taşıdığını bile düşünürdüm. Slash 'in ayrılığı bana Guns N Roses bitti galiba diye düşündürmüştür hep. Üç yıl ön...

Yolculuk Bilmecesi

Bugün yoldaydım, yaklaşık 5.5-6 saat civarı süren yolculuğu kısaltacak aktiviteler her zaman lazımdır. Ben büyük kısmında müzik dinledim, dalmışım zaten , bi ara otobüs titrediğinde kendime geldim, baktım Balıkesir 'e giriyoruz. Yani yolun büyük kısmı bitmiş. Tabi Balıkesir de verilen 25 dk 'lık mola 1.5 saatten daha az yolu kalmış bana ekstra olarak 25 dk daha ekledi. Bende bu süreyi film izlemeye kullanayım dedim. Filmin içinde geçen güzel bir bilmece hoşuma gitti , paylaşayım istedim. Cevaplarınızı bekliyorum .. Beyazım, yuvarlağım ama her zaman ortada yokum Bazen yarımım bazen bütün, bazen de tek bir dilimim Bazen aydınlığım, bazen karanlık, bazende her ikisiyim ..

Herşeyden Önce Kames Vardı

Bugün simit almış eve dönerken önümde yürüyen mahallenin gençlerini gördüm. Ellerine toplarını almış maç yapmaya gidiyorlardı. Ellerinde plastik topu görünce şaşırdım açıkçası. Plastik toplarla geçmişte kaldığını düşünüyordum çünkü artık 3-4 ytl ye bile plastikten daha kaliteli toplar almak mümkün. Bizim zamanımızda ucuza plastik dışında top bulunmazdı. Çinliler piyasayı ele geçirmemişlerdi o zamanlar. Temiz, güzel günlerdi çocukluk günleri .. Aklıma o dönemin efsane markası Kames geldi. Çocukken abartı derecede futbol oynadığım için pek çok değişik markada ve kalitede top ile haşır neşir olmuştuk doğal olarak. Genelde elimizde maç için ideal futbol topları olurdu yine de bazı zayıf zamanlarımızda plastik toplarla idare ederdik. Aslında iyi de olurdu çünkü kızlar futbol topuyla voleybol oynayamazdı. Kames ise, kızlarla voleybol oynanmayacak kadar kaliteli ve farklıydı. Bir kere hafif değildi diğer toplar gibi rüzgarda kolayca savrulmazdı. Daha kalın yapılıydı, bi kere 9 kat yazıy...

Ankara Rüzgar Tüneli

1947'de inşaatına başlanıp 1950 yılında tamamlanan türkiye'nin ilk ve halen en büyük rüzgar tünelidir. inşa döneminde ülkemizin bir yıllık bütçesine eşdeğer bir para harcanarak yapılmıştır. anlamsız bir şekilde 1956'da tarım makineleri üreten bir tesise dönüştürülmüş, sonrasında yıkılması tartışılmıştır. fakat milli savunma bakanlığı tünelin türk hava sanayi için "önemli bir yapı" olduğu konusunda görüş bildirmiş ve yıkılmasını önlemiştir. sonrasında odtü'ye devredilmesi gündeme gelmiş ama gerçekleşmemiştir. 1972 yılında şu anki savunma sanayi araştırma ve geliştirme enstitüsü (sage) denilen kuruma devredilir. 1994 yılında yapı onarılır ve yeniden faaliyete geçer. tünel halen tübitak-sage tarafından işletilmektedir. subsonik hızda, kapalı çevrim bir tüneldir. tarihi kısma bakıldığında türkiye'yi yönetenlerin basiretsizliğini, dışa bağımlılığını gösteren bir yapıdır. 1926'da türkiye'nin ilk uçak fabrikası yapılmıştı zaten. sonrasında nuri demirağ t...

City of Blinding Lights ( İzmir )

Benim için İzmir diğer şehirlerin hepsinden daha ayrı. Kordon ile olsun, vapurları ile olsun veya kızları ile olsun hadi. Bazen sadece otobüse binip yolculuk etmekten bile bana zevk veriyor. Özellikle sahilden giden otobüslere. Başlıkta City of Blinding Lights yazıyor, doğal olarak ne anlatmak istiyorsun bize diye aklınıza takılmıştır. City of Blinding Lights aslında New York için yazılmış bir U2 şarkısı. Çünkü isminden de belli olacağı gibi geceleri New York kör edici ışıklarla bezenmiş bir şehre dönüşüyor. Gökdelenlerin ışıklarıyla olsun , diğer binaların ışıklandırmalarıyla olsun. Bono da bu ışıkların altında geçen bir aşk hikayesini anlatıyor bize. Aslında New York a ilk gittiklerinde hissettiklerini bir aşk hikayesi ile beraber anlatıyor " bu gece ışıkların altında çok güzelsin .." Benim için ise bu şarkının şehri İzmir. Geceleri daha farklı bir güzelliğe bürünüyor İzmir. Eğer karanlık saatlerde şehre gelen bir otobüsün içindeysen görebildiğin yılan gibi kıvrılan ay...

Sabretmeye Devam

Bursalı

bazı kişiler tarafından ibnenin eşanlamlısı olarak kullaılan kelime. şöyle bir efsaneye dayanır: osmanlı döneminde bir savaş çıkar. ordu hazırlıksızdır. padişah çevre illerden malzeme tedarik etmek ister ve bursadan çok sayıda "ipme" (asker başlığı gibi birşey) ister. tabi o zaman telefon yok ulaklarla haberleşiliyor doğal olarak, bu ipme sözü bursaya gelene kadar "ibne"ye dönüşür. bursa valisi haberi alınca şaşırır ama acil olduğu için doğrulatma imkanı bulamaz. bursada ne kadar ibne varsa hepsini toplayıp istanbula gönderir. bursadan bu kadar çok ibne gelmesi istanbuldakiler tarafından alay konusu olur. rivayete göre bursadan gelen bu ibneler sonradan fenerbahçe bölgesine yerleştirilir. tabi efsanedir bunlar.. not: bursada doğup büyüyen bir insanım. bursada böyle imalı imalı "bursalı" diyenlerin canını yakarlar ona göre.

Ustalara Saygı

Şiir okuyan bir adam değilimdir ben. Benim için düz yazıdır diyebilirim. Zaten herkes şiir sevemez ama bir yada birkaç şiiri sevebilir. Duyduğunda etkilenebilir, hem düşündümde şarkılarda birer şiir değil midir ? O zaman bende şiiri şarkı olarak sevenlerden oluyorum sanırım. Şarkı olmasa da bende iz bırakabilen , canlı dinlediğim ve sonradan okuduğum, hatta aklımdan bir kısmını ezbere bildiğim tek şiirin yazarıdır Attila İlhan. Genelde insanlar onu " Ben Sana Mecburum " şiiri ile bilirler. Hemen hemen en popüler şiiridir zaten. Benim şiirim ise daha çok arka planda kalanların, içten içe sevenlerin ( belki de cesaretsizler demeliyiz yada platoniklerin aşıklar desek o da olabilir) sevipte söyleyemeyenlerin şiiridir. Bana göre platonik aşk bazı gerçek aşklardan daha güzel ve değerlidir o yüzden küçümsemiyorum onun gücünü. Hatta onun gücü yüzünden bu şiire bu kadar tutkunum sanırım .. Üçüncü Şahsın Şiiri Gözlerin gözlerime değince Felaketim olurdu, ağlardım Beni sevmiy...

Batman Belediyesi Batman'e Dava Açıyor

BATMAN Belediye Başkanı DTP'li Hüseyin Kalkan, dünya gişe rekorları kıran 'Batman' filminin yönetmeni Christopher Nolan'a, Batman şehrinin adını izinsiz kullandıkları gerekçesiyle dava açmaya hazırlanıyor. Kalkan, "Davayı önümüzdeki süreçte filmin çekildiği ABD'de açmayı planlıyoruz" dedi. ABD'li yönetmen Christopher Nolan'ın yaptığı 'Batman' filminin adının Batman şehrine ait olduğunu ve isim hakkının da kendilerinin olduğunu savunan Başkan Kalkan, konuyla ilgili hukukçuların çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.Kalkan, şunları söyledi: "3 yıl önce Yılmaz Güney Sinema Salonu'nu açarken, dünyada gişe rekoru kıran Batman filmiyle açmayı planlıyorduk. Fakat sinemanın adı Yılmaz Güney olduğundan usta oyuncunun filmiyle sinemamız açıldı. Dünyada bir tek Batman var. ABD'li film yapımcıları ilimizin adını bizden habersiz filmlerine yansıtmışlar. Batman'ın adını kullananlardan davacıyız. Bu davayı gerekirse de ABD'de de açacağı...

The Wisdom of Jeff Murdock

coupling dizisindeki bu yüce insanın erkekler hakkındaki görüşü: -women think we are normal. like them. cause we talk to them like normal people. we say 'hello', 'how are you', 'haven't seen you in this place before', 'what kind of music do you like?' but all the time in our brains we've got the word "breasts" on a loop. if we ever lost control for a second, we'd all start shouting 'breasts, breasts, breasts, breaastsss'.. -kadınlar bizim normal olduğumuzu düşünür, onlar gibi olduğumuzu. çünkü onlarla normal insanlar gibi konuşuruz. "merhaba" deriz, "nasılsın", "seni burada daha önce görmemiştim", "ne tarz müzikten hoşlanırsın". halbuki tüm bu süre boyunca aklımızda "meme" sözcüğü dönüp durur. bir an için kontrolümüzü kaybedecek olsak hepimiz memeler, memeler, memeee diye bağırıyor oluruz.

Bilge Sözler

" Gerçek bir akıl, yalanlar ve yanılsamalar arasında, kaybolmadan yolunu bulabilir. " " Gerçek bir kalp, nefretin zehrine zarar görmeden dokunabilir." " Zamanın başlangıcından beri, karanlık ortalığı kaplasa da, ışığın etrafı aydınlatması için, her daim eğilmesini bilir." Dev Aslan-Kaplumbağa (Avatar)

Breaking Bad

Herkesin deliliğin sınırlarına yaklaşmaya başladığını düşündüğü zamanlar olmuştur hayatında. Öyle şeyler olur ki, herşey ters döner , katlanır ve üstünüze doğru gelir. Bazen fiziksel olarak bazen de zihinsel olarak kendinizi çılgınlığa yaklaştığınızı hissedersiniz. Kafanızda o kadar çok düşünce dönmektedir ki gerçek hayatta olanlar sizin etrafınızdan geçip giderler. Onları fark etmezsiniz bile.. Breaking Bad dizisi de bu sınıra ulaşmış bir adamın hikayesini anlatıyor. Walter White elli yaşında kimya öğretmeni ve hayatı yerli yerinde. Güzel bir eşi , sakat bir oğlu ve büyük bir evi var. Hayatı gayet rutin aslında. Okuldan sonrada araba yıkama merkezinde kasa da, adam eksiği olduğunda ise yıkama bölümünde çalışıyor. Walter 'ın sorunlarının birikmeye başlaması kendini derste azarladığı zengin çocuğunun arabasının jantlarını parlatırken bulması ile başlıyor. Aslında 1 haftadır da...

Jerry Diyor ki

Kadınlar erkekleri nasıl etkileyeceklerini biliyorlar. Makyaj yaparlar , saçlarını yaptırırlar , güzel giyinirler .. Biz erkeklerin ise kafası biraz karışık. Uzaya roket yollarız , köprüler yapar , binalar inşa ederiz. Ve bunların hepsini sizi etkilemek için yapıyoruz .. "Jerry Seinfeld"

Gerçek Müziğin Vedası

Üzerinden tam 3 yıl geçti Live 8 konserlerinin. Neden yapıldığı bile unutuldu çünkü hayat o kadar hızlı hareket ediyor ki, bir uyanış yaşayamıyoruz. Maksimum 3 gün sonra herşeyi unutup yolumuza devam ediyoruz.. Yazının çıkış noktası olan o güne dönersek, ben konserler başladığında dersanedeydim ve izleyemediğim için birazda kahroluyordum. Ne de olsa büyük bir olaydı dünya çapında konserler verilmekteydi. Benim asıl beklediğim konser Bon Jovi ydi. Birde her reklamda söylenen, 24 yıl sonra ilk defa birlikte sahneye çıkıcak olan Pink Floyd vardı ama o zamanlar hiç dinlememiştim ve diğer milyonların aksine heyecanla beklemiyordum. Zaten canlı izleyemedim de kendilerini. Gece geç saatte ( Londra da yine güzel bi saatti ama bizde o kadar değildi) sahne aldılar. O zamanlar bilmiyordum tabi ki, bilemezdim de Pink Floyd 'un 24 yıl sonra biraraya gelip vereceği bu konserin orjinal kadro* olarak verecekleri son konser olduğunu. İlk olarak konserin tekrarında dinledim yarı uyk...

Zeitgeist The Movie

hayatımız yalanmış dedirtecek bir belgesel. 3 bölüm halinde dünyanın gidişatını (aslında konu genelde abd'nin gidişatı ama kendileri süper güç olduğundan bütün dünyayı ilgilendiriyor) inceliyor. 1. the greatest story ever told: konuya dini kurumların insanları maddi yönden sömürdüğünü, işlerine karışılmayan tek kurum olmasının kimseyi neden rahatsız etmediğini söyleyerek giriyor. güneşin bütün pagan dinlerinde nasıl ilahlaştırıldığına ve pagan dinleri arasındaki benzerliklere değiniyor. aslında dini şahısların tamamen astrolojinin ve çeşitli efsanelerin sembolize edilmesinden açığa çıktığı anlatılıyor. hristiyanlığın da bütün bu pagan dinlerin bir çeşit kolajı şeklinde hazırlandığına dikkat çekiyor. belgeselde dine bu denli zaman ayrılmasının sebebi dinin insanları uyutma, manipüle etme ve birbirine düşürme gibi amaçlara hizmet edebileceği ve insanlığın birbirine karşı en güçlü silahın din olması sebepleri yatıyor. yalnız din konusuna sadece hristiyanlık ve biraz yahudilik olarak e...

Battle For Middle Earth II

zorluk ayarı easyden brutala doğru gittikçe ai'si ibneleşen oyundur. normal zorluktayken ai özel güçleri neredeyse hiç kullanmazken, brutalda (özellikle düşman olarak insan ırkı seçildiyse) kalenizi ablukadan tam kurtarır gibi olunca birden yoktan bir sürü birlik çıkarır, deprem olur, başınıza dragon düşer, yerden balrog çıkar, bir anda ekranın ortasında defeated yazar, küfrettirir. yenmesi en zor ırk kanımca insanlardır, çünkü iyi okçuları (ranger) ucuzdur, atlıları sağlamdır, mancınıkları da can sıkar çoğu zaman. elflere silver arrows upgrade yapınca güçleri resmen katlanıyor, ayrıca favori herom thranduil'i barındırır. cüceler çok yavaştır, ama kolay kolay ölmezler, düşman bölgesine 1-2 mancınık ile gidince ölümcül oluyorlar. isengard bence kötü ırkların arasında iyi sayılabilir ama saruman haricinde heroları dandiktir. ayrıca isengardın değişik araç gereçleri vardır (merdivenler falan). mordor ise heroları en karizma ırktır, hele witch king ile dolaşmak, nazgulların çığlıkl...

Hayata Yeniden Başlamak

zaman zaman insanın hayattan bıktığı, bir yerlerde hata yaptığını farkettiği anlarda, olmasını istediği ama şimdilik gerçekleşmesi mümkün olmayan hadisedir. . ama diyelim oldu, ve başa döndük. ilk değiştirmek istediğimiz olaya kadar herşey normal gitti ve hatamızı düzelttik. sonraki hayatımız kökünden değişeceği için yepyeni bir hayat bizi bekliyor olur, farklı hataları yapmaya son derece müsait bir hayat. aynı zamanda başa dönen insan tamamen farklı bir karaktere bürünür, çünkü şu anki karakterimizi belirleyen şey aslında geçmişte yaşadığımız olaylara nasıl tepki verdiğimizle ilgilidir, tecrübelerimizin toplamı karakterimizi oluşturur. yeniden başladığımızda hayatımız çok farklı olabilir, çok daha yüksek beklentiler içine girebiliriz. bu durumda yeniden başa dönmek isteyebiliriz. yani sonuçta şu anki durumumuzdan daha mutlu olamayız. mükemmeli aramak anlamsızlaşır, her geri dönüşümüzde farklı arayışlar içerisine gireriz, sürekli geri dönmekle mutluluğumuzu azaltan kısır bir döngü oluş...

Eski Yeni Ödünç Alınmış Ve Mavi

bir anglosakson geleneğidir ve yeni evlenen bir gelinin şans getirmesi için üzerinde bulunması gereken şeyleri söyler. orjinali ise şöyledir: something old, something new, something borrowed something blue and a sixpence under her shoe yani gelin; geçmişine bağlılığı simgeleyen eski birşey, geleceğine umutla baktığını gösteren yeni birşey başı sıkıştığında ona yardım edecek insanları simgeleyen ödünç alınmış birşey, saflığı, temizliği simgeleyen mavi birşey bolluk ve bereket içinde bir yaşam sürmesi için de bozuk para (sixpence) bulundurursa mutlu bir evlilik sürdüreceğine inanılır. bazı filmlerde ve şarkılarda da bazı replikleri geçer bu tekerlemenin.

The Big Bang Theory

iki aşırı geek elemanın oturduğu dairenin karşısına kaşarımsı bir kız taşınır ve olaylar gelişir şeklinde özetlenebilecek cbs dizisi. karakterler hakkında bilgiler: leonard hofstadter: geek grubunun en normale yakın olanı. penny'nin gelişiyle ona yazılmaya çalışır fakat olayları gereğinden fazla karmaşıklaştırması işini zorlaştırır. penny'nin davranışlarından türlü türlü çıkarımlar yapar. ev arkadaşı sheldon'dan bu yüzden sık sık ayar alır. deneysel fizikçidir. sheldon cooper: uç bir karakter. 15 yaşında üniversiteyi bitirmesi ve aşırı zekasıyla övünür, kibirlidir, mızmızdır. herşeyin düzenli olması taraftarıdır(o derece düzenlidir ki evinde kendi yerine biri oturunca rahatsız olur,başka yere oturamaz, o yerin önemi ise ayrı bir komedidir). penny'nin gelişiyle bu düzenin bozulması yüzünden leonard ile tartışır. insanlara söylemek istediğini dolandırmadan söyler. pek insancıl olduğu söylenemez. teorik fizikçidir. howard wolowitz: leonard ile sheldonla iş yerinden arkadaş...

Biraz Termodinamik

" Biz bu evde termodinamik yasalarına uyarız! " Homer Simpson Termodinamik 1-2 dersleri kafa yapıyor bu kanıtlandı. Şu an Termo-1 çalışmaktan perişan olmuş 3 kişi de evimin salonunda kafa bin dünya takılıyolar. Haftaya bugünlerde ise Termo-2 çalışmakta olan ben, onlarda dalga geçen taraf olucaklar. Bu okul hayatı böyle işte, bir hafta vezir, diğer hafta kepaze. İlk olarak Termo 'nun yasaları eğer benim gibi mühendis adayı değilseniz günlük hayatta karşınıza çıkmayacak milyonlarca ıvır zıvır bilgilerdendir. Soru olarakta gelmezler sınavlarda, tek kullanışlı oldukları yer hocaların zaman zaman termo'nun 2. yasası neydi , 1. ne ile ilgiliydi tarzı sorularına cevap verebilmemizi sağlamaları. Aklımızda bulunmasının zararı olmaz sanırım .. Eğer -273 K 'e inmeyi başarabilirlerse bilimadamları bu yasaların tamamı patlamış olucak, işte o zaman asıl eğlence başlıyacak bizim için. Dünya karışacak, termo dersi veren hocaların hayat felsefesi değişecek, bilumum ihtim...

Büyük Kurtarıcı

How I Met Your Mother 'da 4. sezon umduğum gibi başlamadı açıkçası. İlk üç bölümün sonunda aklıma gelen tek yorum hayal kırıklığıydı. Yılların HIMYM sinden ümidi kesicek miyiz , nasıl olucak sıradan bir diziye mi dönüşüyor derken Büyük Kurtarıcımız ortaya çıktı (Gelecekten gelen 80 yaşında bir Barney Stinson ). Daha önce literatürümüze eklediği pek çok taktikle idolümüz haline gelen Barney şov yapmak için bekliyormuş gibiydi. Kimin aklına geldiğini bilemiyorum ama her kimse elinden pek kurtulan olduğunu sanmıyorum. Nasıl olduğunun önemi yok aslında sonunda Barney kendisini Christian Troy 'dan (Nip/Tuck) ayıran yaratıcılığını ve espri yeteneğini kullanarak belki kendine geçici bir ilişki sağlasada, bizim için eski dostumuzlar aramızdaki kırgınlıkların kalkmasına yardımcı oldu. Diziyi tekrar izlenebilir hale getirdiği için ve ekstra yaratıcılığı için Barney 'ye burdan bir teşekkür yolluyorum. Kendisi bile buna şaşırmış sanırım. (Spoiler sayılmaz sanırım o yüzden söylüyorum 5...

Salute Ey Ahali!!

Sokakta yürürken, otobüste giderken ya da tuvalette beyin fırtınası yaparken aklımıza binbir güzel fikir gelir ama sonra unutulup gider genelde. İşte Ramazan ile ben bu gelen düşünceleri geri göndermeyip diğer insanlarla paylaşmaya ve harmanlayıp yazıya dökmeye karar verdik. Sonrasında bu blog fikri ortaya çıktı. Türkçe'de sadece 29 harf olduğundan fikirlerimizi yazıya aktarmak için biraz kasabiliriz ama olsun. Sitenin tadını çıkarın.

Mustafa

Babasını kaybedip evsiz kalınca, Çalı çırpıdan bir yuva yaptı kendine... Yarın, toprağını kaybeden halkına, Çöken çınarın dallarından yepyeni bir yurt kuracaktı... Heyecan ile bekliyoruz Mustafa 'nın vizyona girmesini. Sadece fragmanının bile insanın gözlerini yaşartmayı başardığını düşünürsek ( kendi adıma konuşuyorum tabi ki ), yalnız izlemek en iyisi olabilir. Böylece göz yaşlarımızla herkese rezil olmaktan kurtulmuş oluruz sanırım . Ama Can Dündar 'ı biliyorsam sadece benim değil, herkesin göz yaşlarını tutamayacağına eminim ..

Başlangıç Olarak

Herhangi bir konuda düşüncelerimizi; aklımızda bulunan, dolanan dolanan ama bir türlü toparlanmayan fikirlerimizi artık yazıya dökmeye karar verdik ve bunun için en güzel fikrin blog açmak olduğunu düşündük. Burada istediğimiz her konuda yazıcaz, beğendiklerimizi paylaşıcaz, beğenmediklerimizi eleştiricez. Yani kısaca yazı yazıcaz aklımıza gelen her konuda .. Blog için isim bulmakta bizim için zor oldu. Aklımıza gelen bazı yaratıcı fikirler alınmıştı. Daha sonra sabahın 7'sinde ünlü türk düşünürü "Sertaç Ordar " ın incilerinden biri ! sayesinde sitenin adını bulmuş oldum. (Vay nasıl yani diye merak ettiyseniz ekşisözlük te "topu topu 7 nota var" diye arayıp konu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz ) Kendisine isim konusundaki katkılarından dolayı ne kadar teşekkür etsek azdır sanırım. Elimizden geldiği kadar çok yazı yollamaya çalışıcaz ..