Ana içeriğe atla

Breaking Bad

Herkesin deliliğin sınırlarına yaklaşmaya başladığını düşündüğü zamanlar olmuştur hayatında. Öyle şeyler olur ki, herşey ters döner , katlanır ve üstünüze doğru gelir. Bazen fiziksel olarak bazen de zihinsel olarak kendinizi çılgınlığa yaklaştığınızı hissedersiniz. Kafanızda o kadar çok düşünce dönmektedir ki gerçek hayatta olanlar sizin etrafınızdan geçip giderler. Onları fark etmezsiniz bile..



Breaking Bad dizisi de bu sınıra ulaşmış bir adamın hikayesini anlatıyor. Walter White elli yaşında kimya öğretmeni ve hayatı yerli yerinde. Güzel bir eşi , sakat bir oğlu ve büyük bir evi var. Hayatı gayet rutin aslında. Okuldan sonrada araba yıkama merkezinde kasa da, adam eksiği olduğunda ise yıkama bölümünde çalışıyor. Walter 'ın sorunlarının birikmeye başlaması kendini derste azarladığı zengin çocuğunun arabasının jantlarını parlatırken bulması ile başlıyor. Aslında 1 haftadır da kesilmeyen öksürükle uğraşmakta. Ertesi gün araba yıkama salonunda öksürürken kendinden geçiyor ve ambulansta uyanıyor.

Dertlerin en büyüğü doktor ona akciğer kanseri olduğunu söylediğinde gelmiş oluyor. O an doktorun anlattıklarını duymuyor Walter, doktorun söyledikleri yanından geçip gidiyor. Doğru yoldan çıkıp kafayı kırmasının nedeni de bu. Hayatında sigara bile içmemiş ama akciğer kanseri ve tedavi edilemez şekilde.

Bunca yıldır doğru yaşadıktan sonra ne oldu diye düşünüyor ve sonunda doğru yoldan kötü yola sapıyor Walter. Zaten Breaking Bad tam bu anlama geliyor ingilizcede. Tam bir keş olan eski bir öğrencisini ayarlıyor ve birlikte uyuşturucu işine giriyorlar. Walter kimyager olduğu için ürettiği mallar piyasadaki en değerli mallar ve iyi para getiriyorlar. Tabi para yanında problemleri de getiriyor. Ama Walter kafayı kırmış bir kere, vazgeçecek gibi değil.



Tabi ben dizinin ilk 4 bölümünü izledim şimdilik o yüzden geri kalan 3 bölümde neler olduğunu bilmiyorum. Breaking Bad konu olarakta , oyunculuk olarakta başarılı bir dizi. Kendini izlettirmeyi başarıyor ve insanın deliliğe yaklaşma anlarını ve delilikten kopmasını yada kötü yola geçmesini oldukça başarılı bir biçimde bize veriyor.


Breaking Bad: Bana göre kafayı kırmak , sıyırmak anlamında olsa da aynı zamanda hayat kötü gidince insanların doğru yoldan çıkmaları anlamına da geliyor. ( Wikipedia: "when someone...has taken a turn off the path of the straight and narrow, when they've gone wrong" )

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

22 yıl oldu ama hala haklı

Her şeyin sahtesi var… Paranın sahtesi var… Tablonun sahtesi var… Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var… Var oğlu var!… Peki dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu? Olmaz olur mu hiç? Var. Dinin sahtesi, siyasete karışmış olanıdır. Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din, din olmaktan çıkar, siyasetin aracı olur. Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez… Din ticareti ile meşgul olanlara bakın, hemen hemen hepsi milyarder. Yalnız Türk Lirası ile milyarder değil bunlar, dolar milyarderi, mark milyarderi olmuşlar birçoğu. Oh ne kolay!… Çek bir besmele, gelsin paralar… Finans kuruluşları, şirketler ve bu finans kuruluşları ve şirketler aracılığıyla kazanılan milyarlar… Elhamdülillah Müslümanız!… Elhamdülillah milyarderiz!… Bir kolumuz siyasette, öbür kolumuz ticarette, ayaklarımız da tarikatlarda… Bir üçgen bu… Ticaret, siyaset ve tarikat üçgeni… Bunlar dindarın s...

Yaz Tatilindeyiz

Yaz gelince herkes bir yerlere kaçmak, rahatlayacak bir yer bulmak ister. Geri kalan 9 ay içinde yaptıklarımız, uğraştığımız şeylerin hepsini yaz tatili ümidiyle yaparız aslında, bittiği andan beri tekrar beklediğimiz tatili düşünerek. Yaz tatilinin herkes için farklı içeriği vardır. Kişinin hayat şartlarına, ailesinin durumuna , izin günlerinin sayısına göre değişir hepsi. Benim yaz tatilim klasiktir genelde, taa çocukluktan beri süregelen bir şekilde olur. Temmuz gibi annemle babam izinlerini alırlar, ailecek arabaya atlanır, erdek/ocaklar olsun, yada belki farklı olsun diye ayvalık , gidilir, 1 hafta kalınır, büyük oranda pansiyonda çünkü otelde kalmak biraz tuzludur hep. 3 aydan çıkarılan bir hafta dışında kalan günleri hep aynı geçer, gündüz evde, akşamüstü oldu mu dışarı çık, arkadaşlarında toplanıp futbol oyna, basket oyna, otur muhabbet et. Her gün aynısı, hem de hiç sıkılmadım bu rutinlikten, hayatımın en keyifli yaz tatilleriydi onlar. Sonra üniversite çıktı, herkesin ...