Ana içeriğe atla

Battle For Middle Earth II

zorluk ayarı easyden brutala doğru gittikçe ai'si ibneleşen oyundur. normal zorluktayken ai özel güçleri neredeyse hiç kullanmazken, brutalda (özellikle düşman olarak insan ırkı seçildiyse) kalenizi ablukadan tam kurtarır gibi olunca birden yoktan bir sürü birlik çıkarır, deprem olur, başınıza dragon düşer, yerden balrog çıkar, bir anda ekranın ortasında defeated yazar, küfrettirir.


yenmesi en zor ırk kanımca insanlardır, çünkü iyi okçuları (ranger) ucuzdur, atlıları sağlamdır, mancınıkları da can sıkar çoğu zaman. elflere silver arrows upgrade yapınca güçleri resmen katlanıyor, ayrıca favori herom thranduil'i barındırır. cüceler çok yavaştır, ama kolay kolay ölmezler, düşman bölgesine 1-2 mancınık ile gidince ölümcül oluyorlar. isengard bence kötü ırkların arasında iyi sayılabilir ama saruman haricinde heroları dandiktir. ayrıca isengardın değişik araç gereçleri vardır (merdivenler falan). mordor ise heroları en karizma ırktır, hele witch king ile dolaşmak, nazgulların çığlıkları ile düşmanı kaçırması falan çok iyi olmuş. mordorun tek eksiği atlı birliği olmamasıdır, ama onun yerine attack trolleri ve mumakilleri vardır. biraz tuzludur bunları yapmak ama şöyle 10 tane attack trol ve 5 tane mumakil yapıp üstten fellbeastleri ve witch king'i gönderince ordu çok heybetli gözüküyor. goblinler açık ara en güçsüz yaratıkları barındırır ama diğerlerine göre ucuzdur. dikkat dağıtmak için haritadaki bütün tarlalara goblin gönderip hiç takip edilmese de olur. goblinlerin asıl gücü örümcekler ve trollerdir. diğer ırklara göre goblinlerin avantajı ekonomidir. özel güçlerinden biri adam öldürdükçe para kazanmayı sağlar.

oyunun bir diğer güzelliği haritada dolaşan gollumdan yüzüğü alabilirsek ırka göre sauron veya galadriel yapabilmemiz ki bu herolar aşırı güçlü oluyorlar. örneğin bir vuruşta 2 bölük askeri ve kuleyi yıkabiliyorlar. ayrıca gerektiğinde düşmanı korkutarak kendinden uzaklaştıbiliyorlar. galadriel yıkıcı bir tornado yaratabiliyor, sauron ise belli bir bölgeye meteor yağdırabiliyor. oyunun bir de war of the ring diye bir oynanış seçeneği var. bölgelere ayrılmış bir orta dünya haritası üzerinde risk tarzı bir oyun. single player bayınca denenebilir. campaign bölümleri fena olmamakla beraber çok zor değiller. özellikle kötüleri oynamak bariz daha kolay. iyi tarafta ise biraz kastırıyor, dol guldur'u almak kolay değil gerçekten.

oyunun sevmediğim özelliği ai'nin hep aynı davranması. isengard, minas tirith, helm's deep gibi kalelerde başlayınca kapıları kapatıp surların üzerine 3-5 okçu birliği koyunca oyunu durdurmaya gerek kalmadan yemek yemek, tuvalete gitmek, tvde kısa bir sit-com izlemek gibi eylemlerden birini gerçekleştirebiliyoruz çünkü bilgisayar sürekli askerleri kapıyı kırmak üzere gönderiyor, halbuki surların üzerindeki okçuları indirmeye çalışsa biraz oyuna zevk gelecek. ayrıca bilgisayar bu kalelerden birinde başlarsa da savunma yapmak yerine sürekli adam gönderiyor, bu yüzden şöyle filmlerdeki gibi bir kuşatma yaşatmadı bana bu oyun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

22 yıl oldu ama hala haklı

Her şeyin sahtesi var… Paranın sahtesi var… Tablonun sahtesi var… Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var… Var oğlu var!… Peki dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu? Olmaz olur mu hiç? Var. Dinin sahtesi, siyasete karışmış olanıdır. Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din, din olmaktan çıkar, siyasetin aracı olur. Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez… Din ticareti ile meşgul olanlara bakın, hemen hemen hepsi milyarder. Yalnız Türk Lirası ile milyarder değil bunlar, dolar milyarderi, mark milyarderi olmuşlar birçoğu. Oh ne kolay!… Çek bir besmele, gelsin paralar… Finans kuruluşları, şirketler ve bu finans kuruluşları ve şirketler aracılığıyla kazanılan milyarlar… Elhamdülillah Müslümanız!… Elhamdülillah milyarderiz!… Bir kolumuz siyasette, öbür kolumuz ticarette, ayaklarımız da tarikatlarda… Bir üçgen bu… Ticaret, siyaset ve tarikat üçgeni… Bunlar dindarın s...

Yaz Tatilindeyiz

Yaz gelince herkes bir yerlere kaçmak, rahatlayacak bir yer bulmak ister. Geri kalan 9 ay içinde yaptıklarımız, uğraştığımız şeylerin hepsini yaz tatili ümidiyle yaparız aslında, bittiği andan beri tekrar beklediğimiz tatili düşünerek. Yaz tatilinin herkes için farklı içeriği vardır. Kişinin hayat şartlarına, ailesinin durumuna , izin günlerinin sayısına göre değişir hepsi. Benim yaz tatilim klasiktir genelde, taa çocukluktan beri süregelen bir şekilde olur. Temmuz gibi annemle babam izinlerini alırlar, ailecek arabaya atlanır, erdek/ocaklar olsun, yada belki farklı olsun diye ayvalık , gidilir, 1 hafta kalınır, büyük oranda pansiyonda çünkü otelde kalmak biraz tuzludur hep. 3 aydan çıkarılan bir hafta dışında kalan günleri hep aynı geçer, gündüz evde, akşamüstü oldu mu dışarı çık, arkadaşlarında toplanıp futbol oyna, basket oyna, otur muhabbet et. Her gün aynısı, hem de hiç sıkılmadım bu rutinlikten, hayatımın en keyifli yaz tatilleriydi onlar. Sonra üniversite çıktı, herkesin ...