Yaz gelince herkes bir yerlere kaçmak, rahatlayacak bir yer bulmak ister. Geri kalan 9 ay içinde yaptıklarımız, uğraştığımız şeylerin hepsini yaz tatili ümidiyle yaparız aslında, bittiği andan beri tekrar beklediğimiz tatili düşünerek.
Yaz tatilinin herkes için farklı içeriği vardır. Kişinin hayat şartlarına, ailesinin durumuna , izin günlerinin sayısına göre değişir hepsi. Benim yaz tatilim klasiktir genelde, taa çocukluktan beri süregelen bir şekilde olur. Temmuz gibi annemle babam izinlerini alırlar, ailecek arabaya atlanır, erdek/ocaklar olsun, yada belki farklı olsun diye ayvalık , gidilir, 1 hafta kalınır, büyük oranda pansiyonda çünkü otelde kalmak biraz tuzludur hep. 3 aydan çıkarılan bir hafta dışında kalan günleri hep aynı geçer, gündüz evde, akşamüstü oldu mu dışarı çık, arkadaşlarında toplanıp futbol oyna, basket oyna, otur muhabbet et. Her gün aynısı, hem de hiç sıkılmadım bu rutinlikten, hayatımın en keyifli yaz tatilleriydi onlar. Sonra üniversite çıktı, herkesin çıktı hatta, taşındık da üstüne, uzak kaldım o keyiften.
Televizyon dünyası da aynen bizim gibidir, yaz geldi mi normal diziler biter, yazlık diziler başlar, haber saatleri değişir, şimdi çeşmedeyiz, şimdi bodrumdayız der magazin programları, insanı da özendirirler aslında asla ait olamayacağımız bir hayata.
Genelde dizilerdeki hayatlar bize çok uzaktır, ne zaman bize yakın olsa o dizi tutar zaten, yıllarca izlenir. Türk televizyonlarının en uzun süren dizisi olan Bizimkiler gibi. Karakterler içimizden olunca çok sevdik bizimkileri, yıllarca pazar gecesi izledik, her bölümün sonunda bize olanları özet geçen Ali'nin büyümesini izledik hatta, kocaman genç adam olmasını. Yaz geldiğinde bizimkiler veda ederdi ama onların yerini yazlık olarak dolduran güzel bir yapım vardı.

Yazlıkçılar bizimkiler dizisinin oyuncularının oynadığı, farklı roller üstlendikleri tam yaz tatili dizisiydi açıkçası. Bizimkilerde kurulan hiyerarşi yıkılmış, herkes değişik karakterlere sahipti. Yıl içinden alışkanlık ya, insan her gördüğünde daha çok şaşırırdı. Katil Yavuz karpuzcuya dönüşür, Patron Şevket almancı olurdu. Kafasına kadar kuma gömülü amcanın kim olduğu ise meçhuldü hep. Bizde izledikçe onlarla yaşarmış gibi hissederdik, yazlıklarımız olmasa bile onlar bize o keyfi yaşatırlardı. Doksanlarda yaz tatili geçirmek böyle birşeydi işte.
Yaz tatilinin herkes için farklı içeriği vardır. Kişinin hayat şartlarına, ailesinin durumuna , izin günlerinin sayısına göre değişir hepsi. Benim yaz tatilim klasiktir genelde, taa çocukluktan beri süregelen bir şekilde olur. Temmuz gibi annemle babam izinlerini alırlar, ailecek arabaya atlanır, erdek/ocaklar olsun, yada belki farklı olsun diye ayvalık , gidilir, 1 hafta kalınır, büyük oranda pansiyonda çünkü otelde kalmak biraz tuzludur hep. 3 aydan çıkarılan bir hafta dışında kalan günleri hep aynı geçer, gündüz evde, akşamüstü oldu mu dışarı çık, arkadaşlarında toplanıp futbol oyna, basket oyna, otur muhabbet et. Her gün aynısı, hem de hiç sıkılmadım bu rutinlikten, hayatımın en keyifli yaz tatilleriydi onlar. Sonra üniversite çıktı, herkesin çıktı hatta, taşındık da üstüne, uzak kaldım o keyiften.
Televizyon dünyası da aynen bizim gibidir, yaz geldi mi normal diziler biter, yazlık diziler başlar, haber saatleri değişir, şimdi çeşmedeyiz, şimdi bodrumdayız der magazin programları, insanı da özendirirler aslında asla ait olamayacağımız bir hayata.
Genelde dizilerdeki hayatlar bize çok uzaktır, ne zaman bize yakın olsa o dizi tutar zaten, yıllarca izlenir. Türk televizyonlarının en uzun süren dizisi olan Bizimkiler gibi. Karakterler içimizden olunca çok sevdik bizimkileri, yıllarca pazar gecesi izledik, her bölümün sonunda bize olanları özet geçen Ali'nin büyümesini izledik hatta, kocaman genç adam olmasını. Yaz geldiğinde bizimkiler veda ederdi ama onların yerini yazlık olarak dolduran güzel bir yapım vardı.

Yazlıkçılar bizimkiler dizisinin oyuncularının oynadığı, farklı roller üstlendikleri tam yaz tatili dizisiydi açıkçası. Bizimkilerde kurulan hiyerarşi yıkılmış, herkes değişik karakterlere sahipti. Yıl içinden alışkanlık ya, insan her gördüğünde daha çok şaşırırdı. Katil Yavuz karpuzcuya dönüşür, Patron Şevket almancı olurdu. Kafasına kadar kuma gömülü amcanın kim olduğu ise meçhuldü hep. Bizde izledikçe onlarla yaşarmış gibi hissederdik, yazlıklarımız olmasa bile onlar bize o keyfi yaşatırlardı. Doksanlarda yaz tatili geçirmek böyle birşeydi işte.
Yorumlar