Ana içeriğe atla

22 yıl oldu ama hala haklı

Her şeyin sahtesi var… Paranın sahtesi var… Tablonun sahtesi var… Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var… Var oğlu var!…

Peki dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu? Olmaz olur mu hiç? Var. Dinin sahtesi, siyasete karışmış olanıdır. Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din, din olmaktan çıkar, siyasetin aracı olur.
Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez… Din ticareti ile meşgul olanlara bakın, hemen hemen hepsi milyarder. Yalnız Türk Lirası ile milyarder değil bunlar, dolar milyarderi, mark milyarderi olmuşlar birçoğu.

Oh ne kolay!… Çek bir besmele, gelsin paralar… Finans kuruluşları, şirketler ve bu finans kuruluşları ve şirketler aracılığıyla kazanılan milyarlar… Elhamdülillah Müslümanız!… Elhamdülillah milyarderiz!… Bir kolumuz siyasette, öbür kolumuz ticarette, ayaklarımız da tarikatlarda…

Bir üçgen bu… Ticaret, siyaset ve tarikat üçgeni…

Bunlar dindarın sahtecileridir. Zavallı yoksul Müslüman yurttaşların kanlarını emenler de bunlardır. İnanç sömürücüleridir bunlar…

Atatürk’ün laiklik ilkesinin ne kadar yararlı, ne kadar gerekli olduğunu, bu din sahtecileri ortaya çıkınca daha iyi anlıyoruz…

Kim savaşacak bunlarla? Laiklik ilkesi, sahte Atatürkçüler ile sahte Müslümanların aralarında paylaşacakları bir koz değildir.

Atatürkçülüğün ilk koşulu devrimci olmaktır, çağdaş olmaktır, demokrat olmaktır. Öyle ödün siyaseti ile Atatürkçülük olmaz, öyle pazarlıkçı ve uzlaşmacı yaklaşımlar ile laiklik ilkesi savunulamaz… Yasakçılık ile hiç savunulamaz.

Bir yanda sahte Müslümanlar, din tacirleri, inanç sömürücüleri… Bir elleri siyasette, öbür elleri ticarette, ayakları tarikatlarda dolaşanlar…

Öte yandan da sahte Atatürkçüler… İşlerine geldiği sürece, bu sahte Müslümanlar ile kol kola girip, öpüşenler… Birbirlerine siyasal destek sağlayanlar… Yasakçılıkla, hot-zotçulukla Atatürkçülüklerini kanıtlayacaklarını sananlar…

Müslümanın, kimsesizi ve yoksuluna karşı Atatürkçülük taslayıp, gericinin, yobazın iş ve sermaye çevreleri ile içli dışlı olanların karşısında sus-pus olanlar… Bir yanda sahte Atatürkçüler, öbür yanda sahte Müslümanlar…

Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil!


(Uğur Mumcu - Cumhuriyet, 1 Mart 1987)

Yorumlar

muaf dedi ki…
mumcunun 20-25 sene önceki yazıları ve röportajları (videoları) günümüz türkiyesinin ta o zamandan yapılmış analizlerini içermektedir, unutulmadan, taze tutulması gereken çıkarımlardır bunlar.
Ramchornia dedi ki…
Demek ki o zamandan beri 1 arpa boyu yol alamamışız, görünürde modernleşmekle gelişmiş toplum olunmuyor ama biz hala farkında değiliz bunun.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yaz Tatilindeyiz

Yaz gelince herkes bir yerlere kaçmak, rahatlayacak bir yer bulmak ister. Geri kalan 9 ay içinde yaptıklarımız, uğraştığımız şeylerin hepsini yaz tatili ümidiyle yaparız aslında, bittiği andan beri tekrar beklediğimiz tatili düşünerek. Yaz tatilinin herkes için farklı içeriği vardır. Kişinin hayat şartlarına, ailesinin durumuna , izin günlerinin sayısına göre değişir hepsi. Benim yaz tatilim klasiktir genelde, taa çocukluktan beri süregelen bir şekilde olur. Temmuz gibi annemle babam izinlerini alırlar, ailecek arabaya atlanır, erdek/ocaklar olsun, yada belki farklı olsun diye ayvalık , gidilir, 1 hafta kalınır, büyük oranda pansiyonda çünkü otelde kalmak biraz tuzludur hep. 3 aydan çıkarılan bir hafta dışında kalan günleri hep aynı geçer, gündüz evde, akşamüstü oldu mu dışarı çık, arkadaşlarında toplanıp futbol oyna, basket oyna, otur muhabbet et. Her gün aynısı, hem de hiç sıkılmadım bu rutinlikten, hayatımın en keyifli yaz tatilleriydi onlar. Sonra üniversite çıktı, herkesin ...