Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Gerçek Müziğin Vedası

Üzerinden tam 3 yıl geçti Live 8 konserlerinin. Neden yapıldığı bile unutuldu çünkü hayat o kadar hızlı hareket ediyor ki, bir uyanış yaşayamıyoruz. Maksimum 3 gün sonra herşeyi unutup yolumuza devam ediyoruz.. Yazının çıkış noktası olan o güne dönersek, ben konserler başladığında dersanedeydim ve izleyemediğim için birazda kahroluyordum. Ne de olsa büyük bir olaydı dünya çapında konserler verilmekteydi. Benim asıl beklediğim konser Bon Jovi ydi. Birde her reklamda söylenen, 24 yıl sonra ilk defa birlikte sahneye çıkıcak olan Pink Floyd vardı ama o zamanlar hiç dinlememiştim ve diğer milyonların aksine heyecanla beklemiyordum. Zaten canlı izleyemedim de kendilerini. Gece geç saatte ( Londra da yine güzel bi saatti ama bizde o kadar değildi) sahne aldılar. O zamanlar bilmiyordum tabi ki, bilemezdim de Pink Floyd 'un 24 yıl sonra biraraya gelip vereceği bu konserin orjinal kadro* olarak verecekleri son konser olduğunu. İlk olarak konserin tekrarında dinledim yarı uyk...

Zeitgeist The Movie

hayatımız yalanmış dedirtecek bir belgesel. 3 bölüm halinde dünyanın gidişatını (aslında konu genelde abd'nin gidişatı ama kendileri süper güç olduğundan bütün dünyayı ilgilendiriyor) inceliyor. 1. the greatest story ever told: konuya dini kurumların insanları maddi yönden sömürdüğünü, işlerine karışılmayan tek kurum olmasının kimseyi neden rahatsız etmediğini söyleyerek giriyor. güneşin bütün pagan dinlerinde nasıl ilahlaştırıldığına ve pagan dinleri arasındaki benzerliklere değiniyor. aslında dini şahısların tamamen astrolojinin ve çeşitli efsanelerin sembolize edilmesinden açığa çıktığı anlatılıyor. hristiyanlığın da bütün bu pagan dinlerin bir çeşit kolajı şeklinde hazırlandığına dikkat çekiyor. belgeselde dine bu denli zaman ayrılmasının sebebi dinin insanları uyutma, manipüle etme ve birbirine düşürme gibi amaçlara hizmet edebileceği ve insanlığın birbirine karşı en güçlü silahın din olması sebepleri yatıyor. yalnız din konusuna sadece hristiyanlık ve biraz yahudilik olarak e...

Battle For Middle Earth II

zorluk ayarı easyden brutala doğru gittikçe ai'si ibneleşen oyundur. normal zorluktayken ai özel güçleri neredeyse hiç kullanmazken, brutalda (özellikle düşman olarak insan ırkı seçildiyse) kalenizi ablukadan tam kurtarır gibi olunca birden yoktan bir sürü birlik çıkarır, deprem olur, başınıza dragon düşer, yerden balrog çıkar, bir anda ekranın ortasında defeated yazar, küfrettirir. yenmesi en zor ırk kanımca insanlardır, çünkü iyi okçuları (ranger) ucuzdur, atlıları sağlamdır, mancınıkları da can sıkar çoğu zaman. elflere silver arrows upgrade yapınca güçleri resmen katlanıyor, ayrıca favori herom thranduil'i barındırır. cüceler çok yavaştır, ama kolay kolay ölmezler, düşman bölgesine 1-2 mancınık ile gidince ölümcül oluyorlar. isengard bence kötü ırkların arasında iyi sayılabilir ama saruman haricinde heroları dandiktir. ayrıca isengardın değişik araç gereçleri vardır (merdivenler falan). mordor ise heroları en karizma ırktır, hele witch king ile dolaşmak, nazgulların çığlıkl...

Hayata Yeniden Başlamak

zaman zaman insanın hayattan bıktığı, bir yerlerde hata yaptığını farkettiği anlarda, olmasını istediği ama şimdilik gerçekleşmesi mümkün olmayan hadisedir. . ama diyelim oldu, ve başa döndük. ilk değiştirmek istediğimiz olaya kadar herşey normal gitti ve hatamızı düzelttik. sonraki hayatımız kökünden değişeceği için yepyeni bir hayat bizi bekliyor olur, farklı hataları yapmaya son derece müsait bir hayat. aynı zamanda başa dönen insan tamamen farklı bir karaktere bürünür, çünkü şu anki karakterimizi belirleyen şey aslında geçmişte yaşadığımız olaylara nasıl tepki verdiğimizle ilgilidir, tecrübelerimizin toplamı karakterimizi oluşturur. yeniden başladığımızda hayatımız çok farklı olabilir, çok daha yüksek beklentiler içine girebiliriz. bu durumda yeniden başa dönmek isteyebiliriz. yani sonuçta şu anki durumumuzdan daha mutlu olamayız. mükemmeli aramak anlamsızlaşır, her geri dönüşümüzde farklı arayışlar içerisine gireriz, sürekli geri dönmekle mutluluğumuzu azaltan kısır bir döngü oluş...

Eski Yeni Ödünç Alınmış Ve Mavi

bir anglosakson geleneğidir ve yeni evlenen bir gelinin şans getirmesi için üzerinde bulunması gereken şeyleri söyler. orjinali ise şöyledir: something old, something new, something borrowed something blue and a sixpence under her shoe yani gelin; geçmişine bağlılığı simgeleyen eski birşey, geleceğine umutla baktığını gösteren yeni birşey başı sıkıştığında ona yardım edecek insanları simgeleyen ödünç alınmış birşey, saflığı, temizliği simgeleyen mavi birşey bolluk ve bereket içinde bir yaşam sürmesi için de bozuk para (sixpence) bulundurursa mutlu bir evlilik sürdüreceğine inanılır. bazı filmlerde ve şarkılarda da bazı replikleri geçer bu tekerlemenin.

The Big Bang Theory

iki aşırı geek elemanın oturduğu dairenin karşısına kaşarımsı bir kız taşınır ve olaylar gelişir şeklinde özetlenebilecek cbs dizisi. karakterler hakkında bilgiler: leonard hofstadter: geek grubunun en normale yakın olanı. penny'nin gelişiyle ona yazılmaya çalışır fakat olayları gereğinden fazla karmaşıklaştırması işini zorlaştırır. penny'nin davranışlarından türlü türlü çıkarımlar yapar. ev arkadaşı sheldon'dan bu yüzden sık sık ayar alır. deneysel fizikçidir. sheldon cooper: uç bir karakter. 15 yaşında üniversiteyi bitirmesi ve aşırı zekasıyla övünür, kibirlidir, mızmızdır. herşeyin düzenli olması taraftarıdır(o derece düzenlidir ki evinde kendi yerine biri oturunca rahatsız olur,başka yere oturamaz, o yerin önemi ise ayrı bir komedidir). penny'nin gelişiyle bu düzenin bozulması yüzünden leonard ile tartışır. insanlara söylemek istediğini dolandırmadan söyler. pek insancıl olduğu söylenemez. teorik fizikçidir. howard wolowitz: leonard ile sheldonla iş yerinden arkadaş...

Biraz Termodinamik

" Biz bu evde termodinamik yasalarına uyarız! " Homer Simpson Termodinamik 1-2 dersleri kafa yapıyor bu kanıtlandı. Şu an Termo-1 çalışmaktan perişan olmuş 3 kişi de evimin salonunda kafa bin dünya takılıyolar. Haftaya bugünlerde ise Termo-2 çalışmakta olan ben, onlarda dalga geçen taraf olucaklar. Bu okul hayatı böyle işte, bir hafta vezir, diğer hafta kepaze. İlk olarak Termo 'nun yasaları eğer benim gibi mühendis adayı değilseniz günlük hayatta karşınıza çıkmayacak milyonlarca ıvır zıvır bilgilerdendir. Soru olarakta gelmezler sınavlarda, tek kullanışlı oldukları yer hocaların zaman zaman termo'nun 2. yasası neydi , 1. ne ile ilgiliydi tarzı sorularına cevap verebilmemizi sağlamaları. Aklımızda bulunmasının zararı olmaz sanırım .. Eğer -273 K 'e inmeyi başarabilirlerse bilimadamları bu yasaların tamamı patlamış olucak, işte o zaman asıl eğlence başlıyacak bizim için. Dünya karışacak, termo dersi veren hocaların hayat felsefesi değişecek, bilumum ihtim...