Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Türk Müziğinin Beşliği

Artık internet sayesinde her devrin adamı olabiliyoruz, o dönemlere ait şeyleri öğreniyor, kitapları okuyor, müzikleri dinleyip filmleri izleyebiliyoruz. Bu da bizim çok yönlülüğümüzü arttırıyor. Hayatımıza genişlik katıyor. Türk müziğinde bir karmaşadır sürüp gidiyor aslında. Pekçok isim gelip geçiyor, duyuluyor, duyulmuyor orası ayrı ama hepsi birşeyler yapmak için çabalıyorlar. Herkes bir yana müzikte benim için 5 özel kişinin yeri hepsinden daha ayrı. Gerçek müzik dediğinde benim aklıma onlar geliyor, ve türk müziğine kattıkları. Ve artık her devrin adamı olduğum için onları tanımak daha kolay. Zeki Müren en başta, o güzel sesi ile söylediği şarkılar ile içimize yerleşmiş, farklı görünse bile, eleştirilsede kimse onun büyüklüğüne karşı çıkamaz. Sanat güneşimiz olarak bizim üstümüzde, yıllarca parladı, hala da rakı sofralarının baş tacı olarak parlamaya devam ediyor. Bursadan çıkan ikinci büyük isim ise Müzeyyen Senar . Bu ülkede Ata 'nın huzurunda şarkı söyleyip onun sofr...

Altyapı Derken

Bizim ülkemizde malum az biraz yağmur yağsa hemen sel basar bi tarafları. Altyapı eksikliği denir büyükşehirde olduğu zaman bu seller, karadenizde olanlara birşey diyemem dağın eteğine kurulmuş kasabaları şehirleri su basmasına engel olmak zor. Neyse bu altyapı nedir ne değildir öğrenmemiz gerek sanırım. Amerikan filmlerinde bol bol görmüştük bunları ama artık japonlar yapıyor abi dememizin zamanı da geldi sanırım. İşte Tokyo Altyapısı

Uzun Çubuk Beklerken..

Ben çocukluğumun bir kısmını uzun dörtlü çubuğun gelmesini beklerken geçirdim elimde tetrisim ile. O kadar uğraşıp doldurmuşum, hiç boşluk bırakmamışım tam puan almak için beklerdim dört gözle. Bazen gelir bazen gelmezdi, aynı hayat gibi; bazen güzel tıkırında, bazen tepetaklak... Çocukken eline tetris almayan yoktur diye düşünüyorum, bir dönemin en gözde taşınabilir oyun aracıydı onlar. Sade, basit ve oynanışlı. Ben kendi tetrislerimi hatırlıyorum da, benimkiler öyle hepsine benzemezdi, özenle seçmiştim onları ben. Bir tane klasik vardı, herkeste olan versiyon, resimlerdekinden. Diğeri, ki hala duruyor sanırım biraz daha gameboy a benzetilmişti, ve bir tanede benzerini görmediğim kapaklı cep telefonu gibi olan sarı renkli tetrisim vardı. O dönemde tabi piyasada gameboyda vardı, ama zengin çocukları alabilirdi sadece, bugünün pspsi ile benzer fiyata satılıyolardı. Tetrisler genelde resimde olan versiyonları özellikle 99 in 1, 999 in 1 yada 9999 in 1 gibi geniş oyun yelpazesine sahi...

Yaz Tatilindeyiz

Yaz gelince herkes bir yerlere kaçmak, rahatlayacak bir yer bulmak ister. Geri kalan 9 ay içinde yaptıklarımız, uğraştığımız şeylerin hepsini yaz tatili ümidiyle yaparız aslında, bittiği andan beri tekrar beklediğimiz tatili düşünerek. Yaz tatilinin herkes için farklı içeriği vardır. Kişinin hayat şartlarına, ailesinin durumuna , izin günlerinin sayısına göre değişir hepsi. Benim yaz tatilim klasiktir genelde, taa çocukluktan beri süregelen bir şekilde olur. Temmuz gibi annemle babam izinlerini alırlar, ailecek arabaya atlanır, erdek/ocaklar olsun, yada belki farklı olsun diye ayvalık , gidilir, 1 hafta kalınır, büyük oranda pansiyonda çünkü otelde kalmak biraz tuzludur hep. 3 aydan çıkarılan bir hafta dışında kalan günleri hep aynı geçer, gündüz evde, akşamüstü oldu mu dışarı çık, arkadaşlarında toplanıp futbol oyna, basket oyna, otur muhabbet et. Her gün aynısı, hem de hiç sıkılmadım bu rutinlikten, hayatımın en keyifli yaz tatilleriydi onlar. Sonra üniversite çıktı, herkesin ...

Kazanan hep Kazanır ..

Aradan yıllar geçse de fark etmez.. Kobe Jordan kadar olur mu muhabbetleri bir yana, acaba başka biri Phil Jackson kadar olabilir mi ? Jordan majesteleriydi, Kobe veliaht .. Phil Jackson ne oluyor o zaman, akıl hocası mı ..

22 yıl oldu ama hala haklı

Her şeyin sahtesi var… Paranın sahtesi var… Tablonun sahtesi var… Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var… Var oğlu var!… Peki dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu? Olmaz olur mu hiç? Var. Dinin sahtesi, siyasete karışmış olanıdır. Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din, din olmaktan çıkar, siyasetin aracı olur. Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez… Din ticareti ile meşgul olanlara bakın, hemen hemen hepsi milyarder. Yalnız Türk Lirası ile milyarder değil bunlar, dolar milyarderi, mark milyarderi olmuşlar birçoğu. Oh ne kolay!… Çek bir besmele, gelsin paralar… Finans kuruluşları, şirketler ve bu finans kuruluşları ve şirketler aracılığıyla kazanılan milyarlar… Elhamdülillah Müslümanız!… Elhamdülillah milyarderiz!… Bir kolumuz siyasette, öbür kolumuz ticarette, ayaklarımız da tarikatlarda… Bir üçgen bu… Ticaret, siyaset ve tarikat üçgeni… Bunlar dindarın s...

Türkçenin Yazılışı, Okunuşu…

Eskişehir’e indim; Porsuk Çayı’nın orda, dükkânın adı “Lavash”. İstanbul, Beşiktaş yokuşunda kebapçı olmuş “Dönerchi”. Allah Allah, bunu yazan zât-ı Avrupaî anlaşılan Batı dilinde “ch” nın “c” değil, “ç” okunduğunun da farkında değil. Ve tabii böyle gülünç (daha doğrusu acınacak) misâlleri artık sıkça görüyorsunuz. Sâdece aşağılık duygusundan, sömürge ruhluluktan mı, yoksa üstüne özenti sıvanmış bir kara câhillikten mi oluyor bunlar dersiniz? Atatürk’ün yeni Türkçe yazısı tüm dünyanın imrendiği, bütünüyle diline tam uyan, okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir yazıdır. Herkes bu yazıyı birkaç haftada öğrenebilir. İlk defâ karşınıza çıkan bir kelimenin nasıl okunacağı, nasıl yazılacağı diye bir sorun yoktur. “Harf harf söyle” diye sorulmaz. Batı dillerinde, özellikle şu imlâsı tam bozuk “Tarzanca”da ise, biri “Adım Smith” dese, öbürü hemen, “spell it” (harfle) der. Ne gülünç; halbuki “Smith”, Türkçe’deki “Mehmet” kadar yaygın bir isim. Türkçe’nin ve yazısının bil...

Başlıksız

mutlu olmak nedir ? ve ne yaparız mutlu olmak için ? mükemmelliğe , en iyiye nasıl ulaşır insan ? deneyerek * hataları ödül olarak görerek * çabalayarak * vazgeçmeyerek * inanarak * ancak bunları yapabilen insan geriye döndüğünde keşke demez . pişman değilim der içi hiç acımadan hem de . tekrar aynı şartlar verilse elime yine denerdim . asla vazgeçmezdim . mutlu olma şansımı neden kendi ellerimle iteyim ki ? "keşke" demek sebepsiz ve yersiz . her şey olması gerektiği gibi düzende . avutmak avunmak için değil bunlar. çünkü bundan ibaret hayat . tekrar tekrar denemekten . Jonathan en küçük engelde vazgeçseydi nasıl çıkabilirdi sınırların dışına ? Sınırların olmadığına inanmasaydı nasıl öğrenirdi uçmayı -gerçekten uçmayı - ? Mükemmele ulaşacağına inanmasaydı , yaptığı hatalar sonucu vazgeçseydi uçmaktan ? farklı olmayı bırakıp herkes gibi uçsaydı nasıl değerdi kanatları buluta ? sonunda -başardığında- başta yanında olmayanlar bile onun üstünlüğü karşısında ezilmedi mi ? Yere çak...

Şimdi Bir Ampül Yandı Kafamda ..

Aydınlanma buradan başlıyor, hepimiz için .. Woman has Man in it; Mrs. has Mr . in it; Female has Male in it; She has He in it; Madam has Adam in it; No wonder men always want to be inside women! Men were born between the legs of a woman, yet men spend all their life and time trying to go back between the legs of a woman…. Why? BECAUSE THERE IS NO PLACE LIKE HOME... Okay, Okay, it all makes sense now… I never looked at it this way before: MEN tal illness MEN strual cramps MEN tal breakdown MEN opause GUY necologist AND . When we have REAL trouble, it’s a HIS terectomy . Ever notice how all of women’s problems start with MEN ?

Bile Bile Sona Yürürken ...

Yaşlanmak her insan için zordur. Gençliğin geri de kalması, hayatın artık yavaş yavaş son dönemeçlerine girilmesi burdan bakınca bana çok zor geliyor. Hayal etmesi bile ağır. Peki ya bir şampiyon için bu durum nasıldır. En iyi yıllarında zirvedesindir, insanlar seni alkışlar, herkes peşinden gelir, çılgıncadır yaşamak, vücudunun en formda olduğu dönemlerdir. O yılların tadını çıkarırsın hiç düşünmeden. Ama o yıllar bir kere geride kalmaya başladı mı, önce baş rolden inersin, sonra yardımcı rolü kaybedersin ve en sona da sadece figüranlık yapmak kalır. Arada bir zamanlar kral olduğun yere gidersin, kendi krallığına bakar, iç geçirir, hüzünlenerek yeni kralları seyredersin. Ve hep eskiyi özlemle anarsın, tekrar orda olmak için herşeyini bile verirsin... Bir veda konuşması yapmak bütün herkesin hakkıdır aslında.. Eğer gerçek bir şampiyonsak asla o sahayı bırakıp gidemeyiz. Tıpkı Randy " The Ram " Robinson ın yaptığı gibi ... - Bu gece sizlere şunu söylemek istiyor...

Bana Bir Şişe Şarap

Genelde bizler duygularımızı anlatıcak şarkılar ararız, duygularımıza şarkıların eşlik etmesini isteriz, bütün şarkılarda o yönde yazılır zaten hemen hemen. Umutsuzluk, öfke, neşe, keyif hep şarkılarda anlatılan duygular. Bazı şarkılarda ise yanlarında eşlik edilecek birşeyler gerektirirler. Mesela bir sevgili olabilir, yada sigara veya içki. Benim bu durum için şarkım ise Jimi Hendrix in "All Along the Watchtower". Girişi bile yeterli belki de beni o ruh durumuna sokmasına, yanımda bir şarap şişesi olsa da, içsek kafa sallasak, diğer hippilerle yanyana olsak şeklinde. Sanki beni alıp 60ların o hippi dolu, herkesin kafasının güzel olduğu yıllara götürüyor. Konser alanında herşeyden soyut bir biçimde sadece eğlenmeye, keyfini çıkarmaya yönelmiş hissediyorum kendimi. O an hayat Jimi 'nin sahne kıyafeti kadar renkli görünüyor gözüme, herşey olduğundan daha fazla renkli ve yanımda da bana eşlik eden sadece bir şarap şişesi, tabi yarısı içilmiş bir halde..

Giderken ..

Düşman donanmalarının askerleri ve kocaman gemileri ( 55 tane ) sevr sonrası istanbul 'a geldiğinde onların arasından geçmekte olan, ki kendisi de sanırım musul dan dönmüştür, Mustafa Kemal yaverine yıllar boyu slogan olacak o sözü söylemiştir " Geldikleri Gibi Giderler ". Bu güne kadar hep gelmeleri ve bu söz meşhur oldu. Peki ya gitmeleri ? İşte böyle de gittiler. Mustafa Kemal' de yıllar önce söylediği sözü bizim için gerçekleştirmiş oldu.

And The Oscar Goes To ...

Oscarların verilmesine saatler kaldı. Şu an Hollywood'ta herkes şekil şekil giyinmiş halde, kırmızı halının üzerinden yürümek ve salona girmek istiyor eminim. Biz orda olamadığımıza göre , ve yarın okul olduğu için töreni kaçıracağıma göre kendi tahminlerimin doğruluğunu görmek istiyorum açıkçası. Tahminlerimi buraya yazacağım, tutarsa sevinirim, tutmaz dalga geçebilirsiniz, izin var.. En İyi Film : Tabi ki Slumdog Millionaire , akademi ayağını denk alsın, yamuk yapmasın En İyi Erkek Oyuncu : Brad Pitt in bile artık yaşı geldi geçiyor oscar için ama ben bu ödül için Mickey Rourke dan yanayım. ( Marv sen çok yaşa !! ) En İyi Bayan Oyuncu: Alper Angelina Jolie de çok ısrarcı oldu, bütün filmin onun üzerine kurulu olduğunu da düşünürsek alır gibi, Merly Streep e dikkat ( underdog bu kadın ). En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Rahmetli !? nin anısını ve tekrar aday olma şansı olmamasını göze alırsak tabi ki Heath Ledger diyorum. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Marisa Tomei alır herhalde...

Bir Dönem Biterken

Shaq & Kobe Co. 2009 yılı Nba Allstar haftasonu oldukça sönük geçti bence. 6 yıldır kaçırmadan izlediğim allstar haftasonunun pazar gecesinin ilk defa bu yıl devamında okula gitmek zorundaydım. Alışmadığım bir durum benim için. Allstar a dönersek, çaylaklar maçını izleyemedim, hava soğuktu, sıcak yatağı bırakıp salona gitmek zor geldi. Ertesi gün gördüğüm kadarıyla bu aralar allstar seviyesine yaklaşan Kevin Durant oyunu domine etmiş tamamen. Zaten attığı 46 sayıdan belli. Takımı kötü olmasa gözümde allstar bir oyuncu o artık. Sonraki gece yarışmalardan bir tek smaç yarışmasını yakalayabildim. Üçlük yarışması biraz şans işi, ritim bulamazsan zor o yüzden Dequan Cook un kazanmasını yadırgamıyorum. Skill Challange gereksizde olsa, zaman doldurduğu için düzenleniyor. Orda da Derrick Rose un kazanmasına sevindim, tekrarları izlediğimde o kadar hızlı olmadığını gördüm ama son topu turnike bırakmak y...

Özeniyorum

Bugün okulda deneyden sonra rahatlamak istedik biraz, başka bir düşüncemiz yoktu. Hatta bende arkadaş kurbanı oldum Phelps gibi. Bir olimpiyat şampiyonunu kendime örnek alıyorsam suç bende mi ? Michael izindeyim hacı, durmak yok tüttürmeye devam ..

Hamdolsun Mizah Var

Bobiler.org a teşekkürlerimizi sunmalıyız bu güzel çalışmaları için ..

Çek Baboli, Kökle Gitsin

Google earth ile marihuana peşindeler dememden saatler sonra biri daha marihuana ile yakalandı. Olimpiyatların yıldızı Michael Phelps in üniversite partisinde marihuana çekerken fotoğrafı internete yayıldı. Tepkilerde hemen ortaya çıktı tabi. Spordan men edileceğini sallayan gazeteciler , kariyerini baltaladığını düşünenler. Sonra Phelps çıktı açıklamasını yaptı, özür diledi. Wada denen anti-doping kurumu da ceza almayacağını açıkladı. Sponsorları da bunun anlaşmalarını etkilemeyeceğini açıkladı zaten. Ben burda suçun resmi çekip basına sızdıran kişide olduğunu düşünüyorum daha çok. Sonuçta Phelps te bir insan ve çeşitli meraklara kapılması normal. Bir kere denemiştir, bi daha da elini sürmez zaten. Şimdi merak ettiğimiz bir tek şey var, Phelps bir sonraki olimpiyatlarda havuzda yüzecek mi yoksa uçacak mı ?

Teknoloji Peşimizde

Google Earth bazen keyifle kullandığımız ilginç programlardan. Bazen sadece mouse kullanarak dünyayı dolaşmak hoşuma gidiyor. Güzel yerler bulmakta zorlanıyorum, sürekli acayip acayip yerlere gidiyorum. Kendi fotoğraflarımı da yüklüyorum arada. Bursada yada iyte üzerinde ramchornia diye birinin yüklediği fotolara rastlarsanız şaşırmayın yani. İsviçre polisi de google earth ün azılı kullanıcılarından. Geçen günlerde Google Earth kullanarak marihuana tarlasının yerini saptamışlar. Açıklamalara göre tarla Thargau bölgesinini kuzeydoğu kısmında kalıyormuş, yolu o tarafa düşebilecek arkadaşlar ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Tam tamına 1.2 ton marihuana ele geçirilmiş ve olayla ilgili olarak 16 kişi gözaltına alınmış. Hem de bu arkadaşlar kamuflaj olsun diye buğday tarlasına karışık olarak ekmişler marihuanaları. İsveçre polisinin bu dikkati benim gözümü korkuttu açıkçası. Yurdumun balkonunda marihuana yetiştirme meraklısı gençlerine duyurulur, bizim polisler daha bu sisteme ge...

İnce Kalplere Dizeler

Final döneminde yazı yazamadım bir türlü aklıma da pek birşey gelmedi açıkçası. Denk geldikçe yazılabilecek şeyleri not almaya çalıştım ama pek birşey birikmedi. Çağan Irmak 'ın ilk filmini (Bana Şans Dile) izleme fırsatım oldu. İyi ki filmi izlemeden önce yorumları okumamışım, okusaydım izlemezdim büyük ihtimalle filmi. Bu bana başkaların etkilerine kapılıp, kendi ön yargılarımızı oluşturduğumuzu gösterdi. Bilmeden, izlemeden, okumadan başkasının yorumlarını kendi yorumlarımıza dönüştürmemeliyiz. Bir konu hakkında bilgimiz olmadan yorum yapmak yerine kendi fikrimizi oluşturmalıyız. En basit olarak bir filmi ele aldığımızda, hele şu türk filmlerinde, Abi Arog berbatmış muhabbeti dönmüştür, okumuşsunuzdur. Filmi izlememiş insanlarda bile aynı yorum. İzlemeden nerden biliyorsun berbat olduğunu filmin ? Yada Mustafa da çok içki, sigara sahnesi varmış eleştirisi gibi. Sigara dünyanın bir gerçği aslında; pekçok kişinin evinde, çocuğun yanında sigara içiliyor. Sigaraları sansür...