Ana içeriğe atla

Türk Müziğinin Beşliği

Artık internet sayesinde her devrin adamı olabiliyoruz, o dönemlere ait şeyleri öğreniyor, kitapları okuyor, müzikleri dinleyip filmleri izleyebiliyoruz. Bu da bizim çok yönlülüğümüzü arttırıyor. Hayatımıza genişlik katıyor. Türk müziğinde bir karmaşadır sürüp gidiyor aslında. Pekçok isim gelip geçiyor, duyuluyor, duyulmuyor orası ayrı ama hepsi birşeyler yapmak için çabalıyorlar. Herkes bir yana müzikte benim için 5 özel kişinin yeri hepsinden daha ayrı. Gerçek müzik dediğinde benim aklıma onlar geliyor, ve türk müziğine kattıkları. Ve artık her devrin adamı olduğum için onları tanımak daha kolay. Zeki Müren en başta, o güzel sesi ile söylediği şarkılar ile içimize yerleşmiş, farklı görünse bile, eleştirilsede kimse onun büyüklüğüne karşı çıkamaz. Sanat güneşimiz olarak bizim üstümüzde, yıllarca parladı, hala da rakı sofralarının baş tacı olarak parlamaya devam ediyor. Bursadan çıkan ikinci büyük isim ise Müzeyyen Senar. Bu ülkede Ata 'nın huzurunda şarkı söyleyip onun sofrasını şenlendirmiş kaç kişi var ki acaba merak ediyorum. Gazinolarda geçen tam 50 yıl, her devrin adamı olsakta artık kapanmış gazino dönemine gidip kendisini dinleyemiyoruz. Sonlarına yetişsekte, geçmişini bilmesekte sesini duyduğumuzda bile tanırız Cem Karaca yı. Türkiyede rock müziğin başlamasını ve gelişmesini o sağlamış, tam bir temel olmuştur bizim için. Ayrıca apolitikte kalamamış, sistemi düzeni eleştirmiş, sosyal olduğu için tam 200 yıl hapse mahkum edilmiş ve türk vatandaşlığından çıkarılmış. Kendi kaderini paylaşan Nazım Hikmet in şiirlerine hayat vermekten uzak kalmamış yine de. Sadece yurt içinde değil yurt dışında da tanınan, hatta bence gelmiş geçmiş en büyük türk sanatçısı Barış Manço yu anmadan olmaz tabi ki. Elini attığı her alanda başarılı olan, her devrin adamı diyebileceğimiz Barış Abi 7 den 77 ye bu ülkede herkesin hayatına imzasını attı. Unutulmaz şarkılar yazdı, harika besteler yaptı. Sinemada Kemal Sunal ın yaptığını müzikte Barış Manço yaptı bu ülkede. Unutamadık onu hala, anlıyordur bizi eminim. Bu kadar çok üstadı saydık ve geriye sadece 1 tane kaldı. Hala bizi kendine hayran bırakan, aşkımızı, ayrılığımızı , yalnızlığımızı şarkılarıyla bize anlatan minik serçe Sezen Aksu tabi ki. Sırf kendi söylediği şarkılar değil, arkasına alıp desteklediği diğer öğrencileri bile yeter ne kadar etkili olduğunu görmek için. En güzel olanıda onun orda olup hala bizler için şarkılar yazmaya devam ettiğini bilmek.

Şöyle her birinden kendi keyfime göre tadımlık birer şarkı paylaşıyorum; 

                                            Zeki Müren


                                            Müzeyyen Senar

                                          

                                            Cem Karaca
                                            

                                            Barış Manço 
                                            

                                            Sezen Aksu
                                  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

22 yıl oldu ama hala haklı

Her şeyin sahtesi var… Paranın sahtesi var… Tablonun sahtesi var… Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var… Var oğlu var!… Peki dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu? Olmaz olur mu hiç? Var. Dinin sahtesi, siyasete karışmış olanıdır. Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din, din olmaktan çıkar, siyasetin aracı olur. Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez… Din ticareti ile meşgul olanlara bakın, hemen hemen hepsi milyarder. Yalnız Türk Lirası ile milyarder değil bunlar, dolar milyarderi, mark milyarderi olmuşlar birçoğu. Oh ne kolay!… Çek bir besmele, gelsin paralar… Finans kuruluşları, şirketler ve bu finans kuruluşları ve şirketler aracılığıyla kazanılan milyarlar… Elhamdülillah Müslümanız!… Elhamdülillah milyarderiz!… Bir kolumuz siyasette, öbür kolumuz ticarette, ayaklarımız da tarikatlarda… Bir üçgen bu… Ticaret, siyaset ve tarikat üçgeni… Bunlar dindarın s...

Yaz Tatilindeyiz

Yaz gelince herkes bir yerlere kaçmak, rahatlayacak bir yer bulmak ister. Geri kalan 9 ay içinde yaptıklarımız, uğraştığımız şeylerin hepsini yaz tatili ümidiyle yaparız aslında, bittiği andan beri tekrar beklediğimiz tatili düşünerek. Yaz tatilinin herkes için farklı içeriği vardır. Kişinin hayat şartlarına, ailesinin durumuna , izin günlerinin sayısına göre değişir hepsi. Benim yaz tatilim klasiktir genelde, taa çocukluktan beri süregelen bir şekilde olur. Temmuz gibi annemle babam izinlerini alırlar, ailecek arabaya atlanır, erdek/ocaklar olsun, yada belki farklı olsun diye ayvalık , gidilir, 1 hafta kalınır, büyük oranda pansiyonda çünkü otelde kalmak biraz tuzludur hep. 3 aydan çıkarılan bir hafta dışında kalan günleri hep aynı geçer, gündüz evde, akşamüstü oldu mu dışarı çık, arkadaşlarında toplanıp futbol oyna, basket oyna, otur muhabbet et. Her gün aynısı, hem de hiç sıkılmadım bu rutinlikten, hayatımın en keyifli yaz tatilleriydi onlar. Sonra üniversite çıktı, herkesin ...