Ana içeriğe atla

Uzun Çubuk Beklerken..

Ben çocukluğumun bir kısmını uzun dörtlü çubuğun gelmesini beklerken geçirdim elimde tetrisim ile. O kadar uğraşıp doldurmuşum, hiç boşluk bırakmamışım tam puan almak için beklerdim dört gözle. Bazen gelir bazen gelmezdi, aynı hayat gibi; bazen güzel tıkırında, bazen tepetaklak... Çocukken eline tetris almayan yoktur diye düşünüyorum, bir dönemin en gözde taşınabilir oyun aracıydı onlar. Sade, basit ve oynanışlı. Ben kendi tetrislerimi hatırlıyorum da, benimkiler öyle hepsine benzemezdi, özenle seçmiştim onları ben. Bir tane klasik vardı, herkeste olan versiyon, resimlerdekinden. Diğeri, ki hala duruyor sanırım biraz daha gameboy a benzetilmişti, ve bir tanede benzerini görmediğim kapaklı cep telefonu gibi olan sarı renkli tetrisim vardı. O dönemde tabi piyasada gameboyda vardı, ama zengin çocukları alabilirdi sadece, bugünün pspsi ile benzer fiyata satılıyolardı. Tetrisler genelde resimde olan versiyonları özellikle 99 in 1, 999 in 1 yada 9999 in 1 gibi geniş oyun yelpazesine sahipti ama tıpkı milyon oyunlu ateri kasetleri gibi temelde sadece 8-9 oyunun versiyonları yada tek oyunun farklı seviyelerinden oluşurdu. Normal tetris kesmeyenlere yüksek hızlı tetris seçeneği gibi. Bazılarında araba yarışı var ki arabayı son hıza bıraktığınızda kaza yapardınız sürekli, yine de zaman geçirmek için ideal.. Benim kendi tetrislerim, o yaşta bile (4-6) seçici olduğumu gösteriyor. Bir tanesinde sadece 2 oyun vardı, klasik tetris, diğeri ise başka hiçbirinde görmediğim bir oyun, Boks. Açıkçası kimin yaptığını bilmiyorum ama tetrisimde boks oyunu vardı, bir dörtlü kare ve yanında iki noktadan oluşan adamımla karşımdaki aynı adama karşı dövüş yapardım, her ikisininde belli seviyede canları vardı ve her maç 90 saniyelik raundlardan oluşuyordu. Her raundun belli saniyelerinde can doldurmaya yarayan bir nokta çıkardı. Karşındaki adamı geçip yukarı gidemezdin, o da seni geçip aşağı inemezdi, karşılıklı, sağa sola ileri geri yüzünüz dönük dövüşürdünüz. Seviye geçtikçe karşıdaki adamın kolları uzar, hareketleri hızlanırdı. Açıkçası 8. ve 9. adamı dövmek biraz fazla yetenek istiyordu ve belli bir yaşa kadar dövemedim bende. Ama kendimi geliştirdim tabi ki. Kan, gözyaşı hepsi bol bol vardı bu oyunda. Diğer tetrisim de kapaklıydı, cep telefonu gibi, 9 farklı oyunu vardı, ki bu oyunlar arasında en güzeli Tank savaşıydı, ekranın 4 köşesinde çıkan diğer tanklarla savaşıyordun, strateji, savaş, silah hepsi vardı bu oyunda da. Hepsi de tetris ile aynı içerikten yapılmıştı, küçük gri kareler. Daha sonra tabi kapak açıla kapana tellerinden biri koptu ve iptal oldu o tetrisim, düşününce şimdi bile oynanacak derecede kaliteliydi oyunları. İçinde boks oyunu olan hala duruyor sanırım, atmadığımıza eminim. Açıkçası tetrisler hem fiyat, hem performans açısından bir dönemi oldukça etkiledi, belki oyundan aldığı gaz ile mimar olanlar bile vardır. Taşınabilir eğlence kavramı onlardan beri oldukça gelişse bile onla efsane olarak yerlerini aldılar bizim için.. (not: Tetriste 9. seviyeyi geçtikten sonra oyun tekrar başlıyor, tabi 9. seviyede oynayınca gözlerimin bozulması normal ama azmettim başardım 9. seviyeyi geçmeyi ama oyun bitmedi o ayrı)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

22 yıl oldu ama hala haklı

Her şeyin sahtesi var… Paranın sahtesi var… Tablonun sahtesi var… Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var… Var oğlu var!… Peki dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu? Olmaz olur mu hiç? Var. Dinin sahtesi, siyasete karışmış olanıdır. Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din, din olmaktan çıkar, siyasetin aracı olur. Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez… Din ticareti ile meşgul olanlara bakın, hemen hemen hepsi milyarder. Yalnız Türk Lirası ile milyarder değil bunlar, dolar milyarderi, mark milyarderi olmuşlar birçoğu. Oh ne kolay!… Çek bir besmele, gelsin paralar… Finans kuruluşları, şirketler ve bu finans kuruluşları ve şirketler aracılığıyla kazanılan milyarlar… Elhamdülillah Müslümanız!… Elhamdülillah milyarderiz!… Bir kolumuz siyasette, öbür kolumuz ticarette, ayaklarımız da tarikatlarda… Bir üçgen bu… Ticaret, siyaset ve tarikat üçgeni… Bunlar dindarın s...

Yaz Tatilindeyiz

Yaz gelince herkes bir yerlere kaçmak, rahatlayacak bir yer bulmak ister. Geri kalan 9 ay içinde yaptıklarımız, uğraştığımız şeylerin hepsini yaz tatili ümidiyle yaparız aslında, bittiği andan beri tekrar beklediğimiz tatili düşünerek. Yaz tatilinin herkes için farklı içeriği vardır. Kişinin hayat şartlarına, ailesinin durumuna , izin günlerinin sayısına göre değişir hepsi. Benim yaz tatilim klasiktir genelde, taa çocukluktan beri süregelen bir şekilde olur. Temmuz gibi annemle babam izinlerini alırlar, ailecek arabaya atlanır, erdek/ocaklar olsun, yada belki farklı olsun diye ayvalık , gidilir, 1 hafta kalınır, büyük oranda pansiyonda çünkü otelde kalmak biraz tuzludur hep. 3 aydan çıkarılan bir hafta dışında kalan günleri hep aynı geçer, gündüz evde, akşamüstü oldu mu dışarı çık, arkadaşlarında toplanıp futbol oyna, basket oyna, otur muhabbet et. Her gün aynısı, hem de hiç sıkılmadım bu rutinlikten, hayatımın en keyifli yaz tatilleriydi onlar. Sonra üniversite çıktı, herkesin ...