Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yaz Tatilindeyiz

Yaz gelince herkes bir yerlere kaçmak, rahatlayacak bir yer bulmak ister. Geri kalan 9 ay içinde yaptıklarımız, uğraştığımız şeylerin hepsini yaz tatili ümidiyle yaparız aslında, bittiği andan beri tekrar beklediğimiz tatili düşünerek. Yaz tatilinin herkes için farklı içeriği vardır. Kişinin hayat şartlarına, ailesinin durumuna , izin günlerinin sayısına göre değişir hepsi. Benim yaz tatilim klasiktir genelde, taa çocukluktan beri süregelen bir şekilde olur. Temmuz gibi annemle babam izinlerini alırlar, ailecek arabaya atlanır, erdek/ocaklar olsun, yada belki farklı olsun diye ayvalık , gidilir, 1 hafta kalınır, büyük oranda pansiyonda çünkü otelde kalmak biraz tuzludur hep. 3 aydan çıkarılan bir hafta dışında kalan günleri hep aynı geçer, gündüz evde, akşamüstü oldu mu dışarı çık, arkadaşlarında toplanıp futbol oyna, basket oyna, otur muhabbet et. Her gün aynısı, hem de hiç sıkılmadım bu rutinlikten, hayatımın en keyifli yaz tatilleriydi onlar. Sonra üniversite çıktı, herkesin ...

Kazanan hep Kazanır ..

Aradan yıllar geçse de fark etmez.. Kobe Jordan kadar olur mu muhabbetleri bir yana, acaba başka biri Phil Jackson kadar olabilir mi ? Jordan majesteleriydi, Kobe veliaht .. Phil Jackson ne oluyor o zaman, akıl hocası mı ..

22 yıl oldu ama hala haklı

Her şeyin sahtesi var… Paranın sahtesi var… Tablonun sahtesi var… Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var… Var oğlu var!… Peki dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu? Olmaz olur mu hiç? Var. Dinin sahtesi, siyasete karışmış olanıdır. Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din, din olmaktan çıkar, siyasetin aracı olur. Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez… Din ticareti ile meşgul olanlara bakın, hemen hemen hepsi milyarder. Yalnız Türk Lirası ile milyarder değil bunlar, dolar milyarderi, mark milyarderi olmuşlar birçoğu. Oh ne kolay!… Çek bir besmele, gelsin paralar… Finans kuruluşları, şirketler ve bu finans kuruluşları ve şirketler aracılığıyla kazanılan milyarlar… Elhamdülillah Müslümanız!… Elhamdülillah milyarderiz!… Bir kolumuz siyasette, öbür kolumuz ticarette, ayaklarımız da tarikatlarda… Bir üçgen bu… Ticaret, siyaset ve tarikat üçgeni… Bunlar dindarın s...

Türkçenin Yazılışı, Okunuşu…

Eskişehir’e indim; Porsuk Çayı’nın orda, dükkânın adı “Lavash”. İstanbul, Beşiktaş yokuşunda kebapçı olmuş “Dönerchi”. Allah Allah, bunu yazan zât-ı Avrupaî anlaşılan Batı dilinde “ch” nın “c” değil, “ç” okunduğunun da farkında değil. Ve tabii böyle gülünç (daha doğrusu acınacak) misâlleri artık sıkça görüyorsunuz. Sâdece aşağılık duygusundan, sömürge ruhluluktan mı, yoksa üstüne özenti sıvanmış bir kara câhillikten mi oluyor bunlar dersiniz? Atatürk’ün yeni Türkçe yazısı tüm dünyanın imrendiği, bütünüyle diline tam uyan, okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir yazıdır. Herkes bu yazıyı birkaç haftada öğrenebilir. İlk defâ karşınıza çıkan bir kelimenin nasıl okunacağı, nasıl yazılacağı diye bir sorun yoktur. “Harf harf söyle” diye sorulmaz. Batı dillerinde, özellikle şu imlâsı tam bozuk “Tarzanca”da ise, biri “Adım Smith” dese, öbürü hemen, “spell it” (harfle) der. Ne gülünç; halbuki “Smith”, Türkçe’deki “Mehmet” kadar yaygın bir isim. Türkçe’nin ve yazısının bil...

Başlıksız

mutlu olmak nedir ? ve ne yaparız mutlu olmak için ? mükemmelliğe , en iyiye nasıl ulaşır insan ? deneyerek * hataları ödül olarak görerek * çabalayarak * vazgeçmeyerek * inanarak * ancak bunları yapabilen insan geriye döndüğünde keşke demez . pişman değilim der içi hiç acımadan hem de . tekrar aynı şartlar verilse elime yine denerdim . asla vazgeçmezdim . mutlu olma şansımı neden kendi ellerimle iteyim ki ? "keşke" demek sebepsiz ve yersiz . her şey olması gerektiği gibi düzende . avutmak avunmak için değil bunlar. çünkü bundan ibaret hayat . tekrar tekrar denemekten . Jonathan en küçük engelde vazgeçseydi nasıl çıkabilirdi sınırların dışına ? Sınırların olmadığına inanmasaydı nasıl öğrenirdi uçmayı -gerçekten uçmayı - ? Mükemmele ulaşacağına inanmasaydı , yaptığı hatalar sonucu vazgeçseydi uçmaktan ? farklı olmayı bırakıp herkes gibi uçsaydı nasıl değerdi kanatları buluta ? sonunda -başardığında- başta yanında olmayanlar bile onun üstünlüğü karşısında ezilmedi mi ? Yere çak...

Şimdi Bir Ampül Yandı Kafamda ..

Aydınlanma buradan başlıyor, hepimiz için .. Woman has Man in it; Mrs. has Mr . in it; Female has Male in it; She has He in it; Madam has Adam in it; No wonder men always want to be inside women! Men were born between the legs of a woman, yet men spend all their life and time trying to go back between the legs of a woman…. Why? BECAUSE THERE IS NO PLACE LIKE HOME... Okay, Okay, it all makes sense now… I never looked at it this way before: MEN tal illness MEN strual cramps MEN tal breakdown MEN opause GUY necologist AND . When we have REAL trouble, it’s a HIS terectomy . Ever notice how all of women’s problems start with MEN ?

Bile Bile Sona Yürürken ...

Yaşlanmak her insan için zordur. Gençliğin geri de kalması, hayatın artık yavaş yavaş son dönemeçlerine girilmesi burdan bakınca bana çok zor geliyor. Hayal etmesi bile ağır. Peki ya bir şampiyon için bu durum nasıldır. En iyi yıllarında zirvedesindir, insanlar seni alkışlar, herkes peşinden gelir, çılgıncadır yaşamak, vücudunun en formda olduğu dönemlerdir. O yılların tadını çıkarırsın hiç düşünmeden. Ama o yıllar bir kere geride kalmaya başladı mı, önce baş rolden inersin, sonra yardımcı rolü kaybedersin ve en sona da sadece figüranlık yapmak kalır. Arada bir zamanlar kral olduğun yere gidersin, kendi krallığına bakar, iç geçirir, hüzünlenerek yeni kralları seyredersin. Ve hep eskiyi özlemle anarsın, tekrar orda olmak için herşeyini bile verirsin... Bir veda konuşması yapmak bütün herkesin hakkıdır aslında.. Eğer gerçek bir şampiyonsak asla o sahayı bırakıp gidemeyiz. Tıpkı Randy " The Ram " Robinson ın yaptığı gibi ... - Bu gece sizlere şunu söylemek istiyor...